Blog

BÜYÜK ÇAM İLE SAINTE-VICTOIRE DAĞI “MONTAGNE SAINTE-VICTOIRE WITH LARGE PINE” – CÉZANNE

Sainte-Victoire Dağı Güney Fransa’nın Aix-en-Provence bölgesinde sıradışı biçimde kırık, dik kayalı zirvesi ile dikkat çeken ve panoramik bir manzaraya sahip önemli bir dağdır. Paul Cézanne’ın memleketi olan Aix-en-Provence kırsalına hakim bu dağ ressamın otuzdan farklı tablosuna konu olmuştur. Cézanne için Provence’ın sarp tabiatının ve halkının simgesi olan Sainte-Victoire ressam tarafından birçok farklı açıdan resmedilmiştir. Dağı her resmedişinde Cézanne, bulunduğu noktayı, ışık etkilerini veya esere dahil ettiği ögeleri değiştirerek farklı bakış açıları, atmosferler ve ruh halleri yansıtmayı amaçlamıştır.

Cézanne Aix’de hayatının büyük kısmını geçirmiştir. Babasının ölümü ile ailesinin bölgedeki arazilerini devralan ressam, finansal kaygıları olmadan sanatına yoğunlaşabilmiş ve uzun yıllar deneysel çalışmalara imza atmıştır. Ressamın Sainte-Victoire Dağı’na dair ilgisi özellikle 1902’de satın aldığı Aix’nin kuzeyindeki Les Lauves tepesi üzerinde, dağı gören arazi ve o araziye yerleştirdiği stüdyosu ile perçinlenmiştir. Özellikle son dönemini kapsayan eserlerine konu olan dağ ve çevresindeki engin düzlükler Cézanne’ın sistemli yöntemi ile sıradan peyzaj konuları olmaktan çok zihin açıcı sanat eserlerine dönüşmüştür.

Cézanne, Londra’daki Courtauld Gallery’de yer alan bu versiyonda birbirine zıtlık gösteren renkleri bir arada kullanarak bir mesafe ve genişlik yaratmayı başarmıştır. Dağın eteğindeki arazilerde kullanılan yeşil ve sarının sıcak tonları manzarının ortasındaki mavi ve pembenin serin tonlarında boyanmış dağ ile farklılık gösterir. Bu renk gruplarının farklılıkları sayesinde dağ, arazinin çok gerisinde yer almasına rağmen eserde ön plana çıkar. Öte yandan hem geriplanda, hem de önplanda kullanılmış kırmızımsı tonlardaki küçük fırça darbeleri eserin ön ve geri kısımlarını bir araya getirerek bir bütünlük hissi oluşturur.

Eserin en ilgi çekici yanlarından biri ressamın ögeleri betimleme kullandığı geometrik yöntemdir. Arazilerin yeşil ve sarı renklerle dolu alanları, keskin konturlarla belirginleştirilmiştir. Sağ alttan sol üst doğru çaprazlamasına uzanan dörtgenler halinde yansıtılmış arazi parçaları seyirciyi geriplandaki dağa doğru yönlendirir. Bu çapraz hatlara eşlik eden sağdaki demiryolu viyadüğü de dağın eteklerinde birleşen hatlara eşlik eder.

Bu çapraz hatları dengeleyen büyük çam ağacının düşey gövdesi, üst kısımdaki dalgalı hatlara sahip dallar ile hareketlendirilmiştir. Dalların dalgalı hatları şaşırtıcı biçimde dağın hatları ile paralellik gösterir. Dalların ve dağın hatları birbirini kesmemiş ve dallar dağın önüne geçmemiştir. Bu sayede ressam seyirciye eserdeki ögelerin konumları hakkında göz yanıltıcı bir oyun oynamayı başarır. Dallara yoğunlaşan seyirci normalde dağın uzaklarda bir yerlerde kalmasını beklerken, dallar dağı kesmediği için, dağ bir anda öne çıkar; hatta dallardan daha yakındaymış gibi hissettirir.

Aynı etki dağa doğru yönelmiş araziler ve dağ arasındaki mekan ilişkisinde de tekrarlanmıştır. Bu yüksek dağın manzarının çok geriplanında bir yerlerde kalmasını beklememize rağmen bize her bakışta yaklaştığını hissederiz. Bu görsel etki de Cézanne’ın biçimler, renkler ve kompozisyonu kullanarak yarattığı görünümle elde edilmiştir.

İzlenimciler’in (bknz. İzlenim, Gündoğumu “Impression, Sunrise” – Monet, Louveciennes’da Kar “Snow at Louveciennes” – Sisley, Bir Kış Sabahı Montmartre Bulvarı “The Boulevard Montmartre on a Winter Morning” – Pissarro) birkaç saat gibi kısa sürede, açık havada ürettikleri peyzajlarının aksine, Cézanne peyzajlarında uzunca düşünülmüş ve incelikle tasarlanmış görünümler işler. İzlenimciler peyzajlarında gördükleri doğaya dair izlenimlerini yansıtırken, Cézanne, gözün doğrudan göremediği, daha derinlerde saklı bir düzeni ortaya çıkarmak ve seyircide duygusal etki bırakacak görünümler oluşturmaya yönelmiştir.

Cézanne, İzlenimciler gibi doğal görünümler, gün ışığı etkileri veya mevsimlerin hava olaylarına odaklanmak yerine nesnelerin görünümleri, birbirlerine göre konumları, alan yaratma ve renklerle deneysel çalışmalar üzerine yoğunlaşmıştır. Eserleri geçici, anlık görünümler sunmanın çok ötesinde, anıtsal ve kalıcı imgeler oluşturur – ki bu da Ard-İzlenimci olarak adlandırılan yöntemin temel özelliğidir.

Cézanne eserlerinde (bu eserde olduğu gibi) özellikle yüzey ve derinlik, alan ve renk, düzen ve duygu arasındaki ilişkilere yoğunlaşmış ve resmin temel ögeleri olan kompozisyon, biçim, renk ve ton ile oynarak deneysel çalışmalar yapmıştır. Cézanne’ın eserleri öldükten sonra Braque ve Picasso’nun (Mandolinli Kadın “Woman with a Mandolin” – Braque, Avignonlu Genç Kızlar “Les Demoiselles d’Avignon” – Picasso) da aralarında bulunduğu birçok ressamı derinden etkileyecek, sanatta soyutlamanın önünü açacak ve Kübizm gibi devrimsel akımların ortaya çıkmasına imkan verecektir.

Cézanne’ın Sainte-Victoire Dağı resimleri 20. Yüzyıl sanatında özgürlüğün simgesi haline gelmiş ve sanat tarihinde yeni bir dönemin başlamasına öncü olmuştur.

Konum: Courtauld Galerisi “Courtauld Gallery”, Londra
Tarih: 1887
Dönem: 19. Yüzyıl
Alt Grup: Ard-İzlenimcilik “Post-Impressionism”

Leave a comment

Your email address will not be published.

You may use these HTML tags and attributes:

<a href="" title=""><abbr title=""><acronym title=""><b><blockquote cite=""><cite><code><del datetime=""><em><i><q cite=""><strike><strong> 

error: Icerik kopyalanamaz!